Önerilen Aramalar

7511 Sayılı Kanun Kapsamındaki Bazı Düzenlemelere İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı

20.05.2026

Tüm Haberler
Anayasa Mahkemesi (“AYM”, “Mahkeme”), 23.05.2024 tarihli ve 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ un (“Kanun”) bazı hükümlerinin iptali istemiyle açılan davada, 26.02.2026 tarihli ve E.2024/146, K.2026/50 sayılı kararı ile çeşitli değerlendirmelerde bulunmuştur. Karar, 14.05.2026 tarihli 33253 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Kararda;
  • 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, (“4054 sayılı Kanun”)
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, (“6502 sayılı Kanun”)
  • 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu
  • 6585 Sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (“6585 sayılı Kanun”)
kapsamındaki bazı değişiklikler incelenmiş; ayrıca 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a ilişkin bölüm ise ayrı esasa kaydedilmiştir.


I. Kanunlarda Yapılan Bazı Değişiklikler, İptal İstemleri ve AYM’nin Gerekçeli Kararları


1. Kanun’un 4. Maddesi ile 4054 sayılı Kanun’da Yapılan Değişiklikler Hakkında İptal İstemi
Kanun ile 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinde yapılan değişiklik kapsamında Rekabet Kurulu’na, soruşturma sürecinde taraflarla “taahhüt” ve “uzlaşma” mekanizmalarını daha etkin kullanabilmesine yönelik yeni yetkiler tanınmıştır ve Rekabet Kurulu'nun başlattığı soruşturmaları 15 gün içinde taraflara bildirmesi ve iddialar hakkında yeterli bilgi göndermesi hükme bağlanmıştır.

İptal isteminde bulunulan dava dilekçesinde soruşturma açılması sonrasında taraflara yeterli savunma imkânı tanınmadığı; soruşturma kararının tebliği aşamasında tarafların cevap ve savunma hazırlama haklarının zayıflatıldığı ileri sürülmüştür. Davacılar ayrıca, soruşturma sürecine ilişkin usul güvencelerinin açık şekilde düzenlenmediğini de savunmuştur.

AYM, söz konusu iddiaları kabul etmemiş ve iptal istemini reddetmiştir. Kararında özetle;
  • soruşturma sürecinde ilgililerin iddia ve deliller hakkında bilgi edinme,
  • savunma sunma,
  • Kurul kararlarına karşı yargı yoluna başvurma
gibi imkânların mevcut olduğunu belirtmiş olup soruşturma usulünün ayrıntılarının kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğunu ve düzenlemelerin hukuk devleti ilkesine aykırı nitelikte görülmediğini ifade etmiştir. Bu doğrultuda AYM, Rekabet Kurulu’nun soruşturma süreçlerine ilişkin Kanun ile getirilen düzenlemeleri Anayasa’ya uygun bulmuştur.


2. Kanun’un 18. Maddesi ve 19. Maddesi ile 6502 sayılı Kanun’daki 63. ve 77. Maddelerinde Yapılan Değişiklikler Hakkında İptal İstemi
Kanun ile 6502 sayılı Kanun’un 63. ve 77. maddelerinde yapılan düzenlemeler, temel olarak dijital ortamda yayımlanan ticari reklamlara ve tüketiciyi yanıltıcı içeriklere yönelik müdahale mekanizmalarını ve bu doğrultuda Reklam Kurulu’nun yaptırım yetkileri genişletmiştir.

Reklam Kurulu’na ilk kez açık şekilde içeriğin çıkarılması, erişimin engellenmesi, elektronik ortamdan bildirim yapılması, Erişim Sağlayıcıları Birliği üzerinden teknik uygulama yapılması gibi yetkiler tanınmıştır. Düzenleme kapsamında öncelikle hukuka aykırı reklam içeriğinin kaldırılması, bunun mümkün olmaması halinde ilgili URL’ye erişimin engellenmesi, teknik olarak bunun da uygulanamaması veya ihlalin devam etmesi durumunda ise internet sitesinin tamamına erişim engeli uygulanabilmesi öngörülmüştür.

İptal isteminde davacılar, söz konusu düzenlemelerin Anayasa’nın ifade özgürlüğü, teşebbüs özgürlüğü, mülkiyet hakkı ve ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığını ileri sürmüştür. Özellikle URL bazlı erişim engelinin teknik olarak her zaman uygulanamayabileceği, uygulamada çoğu durumda internet sitesinin tamamının erişime kapatılması sonucunun doğabileceği, Reklam Kurulu’na içerik silme erişim engeli koyma, içerik silme ve dijital görünürlüğü tamamen kaldırabilme gibi aşırı geniş ve yargısal nitelik taşıyan bir müdahale yetkisi verildiği savunulmuştur. Bunun yanında erişim engelinin niteliği gereği ağır bir müdahale olduğu ve bu yetkinin idari bir kurul yerine doğrudan yargı mercileri tarafından kullanılmasının gerektiği de ileri sürülen başlıca iddialar arasında yer almıştır. Ayrıca erişim engeli kararlarının özellikle e-ticaret platformları, dijital satış kanalları ve sosyal medya hesapları bakımından ciddi ekonomik sonuçlar doğurabileceği, bu nedenle teşebbüs özgürlüğüne ölçüsüz müdahale oluşturduğu belirtilmiştir.

AYM ise düzenlemeleri özellikle “ölçülülük” ve “kademeli müdahale” ilkeleri çerçevesinde değerlendirmiş olup söz konusu iddiaları kabul etmemiş ve iptal istemini reddetmiştir.

Kararında özetle;
  • Düzenlemenin doğrudan internet sitesinin tamamına erişim engeli öngörmediğini, öncelikli yöntemin içeriğin çıkarılması veya URL bazlı erişim engeli olduğunu,
  • İnternet sitesinin tamamına erişim engelinin ise ancak zorunlu hâllerde başvurulabilecek istisnai bir tedbir niteliği taşıdığını,
  • Tüketicinin korunması, aldatıcı reklamların önlenmesi ve dijital ticaret ortamında güvenin sağlanmasının meşru kamu yararı amaçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini,
  • Reklam Kurulu kararlarına karşı yargı yolunun açık olduğunu ve yürütmenin durdurulmasının talep edilebildiğini

belirtmiş; bu kapsamda düzenlemelerin ifade özgürlüğü ile teşebbüs özgürlüğünü ölçüsüz biçimde sınırlamadığı ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil etmediği sonucuna ulaşmıştır. Bu doğrultuda AYM, Reklam Kurulu’na dijital içeriklerin kaldırılması ve erişimin engellenmesine ilişkin tanınan yetkileri Anayasa’ya uygun bulmuştur.


3. Kanun’un 21. Maddesiyle 6585 sayılı Kanun’daki Değişiklikler
Kanun ile fahiş fiyat artışı ve stokçulukla mücadele amacıyla cezalar artırılmıştır;

  • Fahiş fiyat artışı yapanlara her bir aykırılık için 100 bin TL- 1 milyon TL arası,
  • Stokçuluk yapanlara ise her bir aykırılık için 1 milyon TL- 12 milyon TL arası idari para cezası öngörülmüştür.
  • Ayrıca, bir takvim yılı içinde stokçuluk suçunu en az üç defa işlediği tespit edilen üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin iş yerlerini Ticaret Bakanlığı’nın 6 güne kadar kapatmaya yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.

AYM; bu maddedeki yaptırımların niteliği, mülkiyet hakkı ve çalışma hürriyeti üzerindeki etkilerinin derinlemesine incelenebilmesi amacıyla, 6585 sayılı Kanun'a ilişkin iptal istemlerini ana dava dosyasından ayırmış ve yeni bir esasa kaydetmiştir. Dolayısıyla fahiş fiyat ve iş yeri kapatma cezalarının anayasaya uygunluk denetimi bu dosyada karara bağlanmamış olup incelemesi yeni açılan dosya üzerinden devam etmektedir.


İlgili AYM Kararı’na buradan erişebilirsiniz.


Aslı Kınsız, Yönetici Avukat
Ece Koçlar, Stajyer Avukat



Diğer Haberler